Merhaba değerli okurlar!
Lâlelerin bahçelerimizi süslemesine iki ay gibi kısa bir zaman kaldı. Biz sadece rengârenk açan bu çiçeklerin albenisini hayranlıkla seyrederiz, ama bu güzelliğin ardındaki sırrı hiç düşünmeyiz. İşte bugünki yazımda bu sırlardan bahsetmek istiyorum.
Lâlenin her tomurcuğu bir sır taşır. Her yaprağı bir hikmet fısıldar. Ona yalnızca bir çiçek gözüyle bakmayın. O bir semboldür, bir aynadır. Kırmızısı aşkı, beyazı huzuru, sarısı ilahi sırları gösterir. Ama en derin anlamı, bir dalda tek açmasıdır. Çünkü tek bir lâle, bir dalda varlığını sergilerken, tıpkı Allah'ın birliği gibi benzersiz ve eşsizdir. Çokluk içinde yalnızlığı, bütünlük içinde teklik mesajını taşır.
Lâle bahçeleri, insan ruhunun çeşitliliğini hatırlatır. Şöyle bir baktığınızda kimi zaman tek bir renk hâkimdir, kimi zaman karmakarışık bir renk armonisi vardır. Tıpkı hayat gibi öyle değil mi?
Lâleler tekliğiyle varlığı ve güzelliği bütün bahçeyi aydınlatır. İnsan bunlara bakarken anlar ki, hakikat de böyledir. Tek olan, her şeyi kapsayan, her şeye güç veren Yüce Olandır.
İnsan, onun açışında Allah'ın birliğini görür, onun soluşunda varoluşun geçiciliğini hisseder. Her yaprak bir tefekkür, her renk bir ilahi mesajdır. Ve insan fark eder ki, gerçek güzellik ve anlam, sadece Yüce yaratıcının birliğinde, ilahi düzenin içindedir.
Bir dalda tek açan lâle, O'nun eşsizliğini, varlığın tekâmülünü ve bütün güzelliklerin kaynağını hatırlatır. Ve her açan lâle, bir nefes sabır, bir damla hikmet ve bir yudum aşk demektir. Göğe bakan her yaprağıyla Allah'ın birliğini, varlığın bütünlüğünü fısıldar.
Çokluğun içinde tekliği, hayatın içinde sabrı, güzelliğin içinde sonsuzluğun olduğunu anlatır. İnsan da lâle de, bir gün solacaktır. Ama Allah'ın birliğini simgeleyen o eşsiz iz, evrende sonsuza dek parlamaya devam edecektir.
Değerli okurlar!
Lâleyi seyrederken, bir dalda tek açan o çiçeğe iyi bakın. Belki de gökyüzüne bakan her yaprağında Allah'ı hissedecek, birliğin ve varlığın sessiz güzelliğini kavrayacaksınız.
Dilerim hayatınız sabır ve güzelliklerle dolu bir lâle gibi açsın. Bir dalda açan tek lâle gibi, anlam ve güzellikler taşısın.
Lâlenin güzelliklerini ve taşıdığı ilâhî sırları konu alan kasîdemi de buraya bırakıyorum. Sevgilerimle ❤️
KASÎDE- İ LÂLE
Toprağın kalbîne düşmüş gizli esrâr lâleler
Renkle bin mânâya sırdaş demle izhâr lâleler
Açtı sahrâ-yı bahârın şâh-ı sultan perdesin
Cûş ederken güldü toprak doldu şevkâr lâleler
Gövdeler al bir sükûttur özde mâhfî sır nice
Toprağın altında sessiz hâli ikrâr lâleler
Bir eliftir, doğrulurken renkle eyler secdeyi
Kıblenin göğsünde ağlar bî-günâhkâr lâleler
Gül güler bülbül öter devr-i safâdır nevbahâr
Dem-be-dem suskun kalırken
sanma hüsrân lâleler
Lâleler açmışsa nîreng-i bahâr eyler nazar
Rûy-i gülzârında saklar bir kızıl nâr lâleler
Bir sükûtun rengidir akşamla fecrin sâyesi
Söylenir lîsân-ı hâlden belli nâçâr lâleler
Hakk içer her dem türâbdan, elvan elvan aşk doğar.
Bir kızıl peymânedir kî ,meyle dîdâr lâleler.
Renklerin göğsünde mahfî , mânevî binlerce sır,
Fışkırır Toprak içinden şah-ı ezhâr lâleler.
Canlanır mahsun gönüller eskilerden hâtırâ,
Lâlezârın tâcı ahmer sanki hünkâr lâleler.
Her nefes rüzgârla hemhal tercümandır yer ve gök
Nazlıdır hem nâzenindir dil-i ezkâr lâleler.
Lâlezârı morla süsler akşamın her hâlesi,
Âlemin ruhsârı solgun say ki nevvâr lâleler.
Nevbahârın aşkı bunlar mor, beyaz , ebrû ,sarı
İnce beller kıvrılırken oldu gûşvâr lâleler.
Bahçenin bağrında titrer gizli dille seslenir
Dalların üstünde oynar nazlı dildâr lâleler.
Hepsi esmâdan gelen bir sırrı saklar şüphesiz
Kandı mânâ sûretinden hep giriftâr lâleler
Toprak eylerken tefekkür, ketmeder esrârı Hak
Tercümân-ı kalp olurken
aşkta sırdâr lâleler
Aşkın ednâ bir alâmet sığmamış cennâtına
Tâc-ı sırdır âşıkın hep özde şehvâr lâleler
Rab'be dost olmuş da yaprak cânınâ sır eylemiş
Renkte bulmuş hep visâlî Hakk'a huşyâr lâleler
Derde derman istemez hiç aşka düşmüş ol fakir
Kendi öz sırrında susmuş bağrı bî-mâr lâleler
Her nefes bir sırra vâkıf âlemin rûh aynası
Vakti mânâdan süzerken hep sitemkâr lâleler
Nâr-ı aşktan kavrulurken rengi solmuş büsbütün
Fâni zevkten yüz çevirmiş, öyle bîzâr lâleler
Gizli sırlar perdelenmiş her tomurcuk zikreder
Bakmaz artık mâsivâyâ, oldu ağyâr lâleler
Ol tefekkür ırmağından yundu her bir pâresi
Her gören hâyrân kalır ah! hüsnü âşkâr lâleler
Bir taraftan âteşin mahkûmu, bir yandan sabır
Kendi külhânında pişmiş al cefâkâr lâleler
Çehreler aldır beyazdır sallanır vakt-i seher
Âlemin aynâsıdır hem gül-i ruhsâr lâleler
Bir avuç hâk içre kurmuş gizli saltânat kader
İlkbahârın rûhu olmuş sanki serdâr lâleler
Aşkla mest olmuş gönüller asla dermân istemez
Hem şifâdır hem cefâdır bağrı dil-zâr lâleler
Sûz-ı hicrândan yanarken bağ u zârın her yeri
Hükmüdür Hakk'ın muhakkak her bahâr var lâleler
Hubb u hicrânınla pişmiş sîne-i hâk-i vücûd
"Lâ" deyip "illâ"ya ermiş çünki derkâr lâleler
Lütf u ihsânınla yâ Rab gülsün âlem bî-zevâl
Rahmetinden al boyansın ol vefâkâr lâleler
Söyle Taşkın, bundan âlâ var mıdır aşk târifi ?
Dürr-i yektâdır hilafsız rûh-u reftâr lâleler
fâîlâtün / fâîlâtün / fâîlâtün / fâilün
NECİBE TAŞKIN ÇETİNKAYA