Değerli okurlar:
Zemherinin ortasındayız…
Rüzgâr bile sert değil artık, acımasız.
Cam kenarında otururken, bir yerlerde bacası tütmeyen evleri, elinde çorba tası olmayan çocukları düşünmeden edemiyor insan.
Kışın soğuğu pencereden sızmaz; yoksulluğun duvarı çatladığında, soğuk önce oradan içeri girer.
Bir annenin titreyen elleriyle yaktığı son odun parçası, belki o geceyi kurtarır ama ertesi sabaha umut taşır mı, bilinmez...
Bir köşede battaniyesine sarılmış yaşlı bir çift; gözleri pencerede, içeri girmeyen güneşi bekliyor.
Bir başka evde, soba yerinde duruyor ama içinde ateş yok.
Tencerede su kaynıyor ama içinde ekmek kırığı bile yok.
Yine de her sabah "şükür" diyerek uyanıyorlar, çünkü iman, bazen ekmekten de öte bir doyumdur.
Oysa Rabbimiz buyuruyor:
"İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir; iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanan, malını onu sevmesine rağmen akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere veren kimsenin işidir."
(Bakara, 177)
Bu ayet, paylaşmanın bir tercih değil, imanın gereği olduğunu anlatır.
İyiliğin sıcaklığı, kışın soğuğunu bile eritir.
Bir battaniye, bir çuval kömür, bir torba un belki küçük bir yardımdır; ama bir gönülde bahar etkisi yaratır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
"Komşusu açken tok yatan bizden değildir."
(Hadis-i Şerif)
İşte bu hadis, bir toplumun vicdan terazisidir.
Bir yanda tenceresi kaynamayan evler, diğer yanda israf sofraları...
Oysa hakiki zenginlik, malda değil; paylaşabilme kudretindedir.
Bir tas çorba, bir çift çorap, bir çocuk montu bazen birinin hayatına umut olarak dokunur.
Bu ayazda herkesin yapabileceği bir şey vardır.
Kimisi bir ekmek uzatır, kimisi bir odun taşır, kimisi bir dua eder…
Ve belki de bu küçücük adımlar, zemherinin en karanlık gecesini aydınlatır.
Çünkü iyilik kar gibi sessizdir, ama düştüğü yeri bembeyaz eder.
Unutmayalım;
Zemheri, soğuğun değil, insanlığın sınavıdır.
Her soğuk ev, bir çağrıdır; her sessiz kapı, bir yürek sesidir.
Bir nefes sıcaklık, bir ömür dualık olur.
Ve biz, paylaşarak çoğalır, bölüşerek ısınırız.
Bir çocuk üşürken biz tam ısınmış sayılmayız,
Bir annenin ocağı sönmüşken biz huzurlu uyuyamayız.
O hâlde, gelin bu Şubat zemherisinde,
Bir evin bacasını tüttürelim, bir tencereyi kaynatalım,
Bir yüreğe umut olalım.
Sevgi ve saygılarımla.
Şerife Gündoğdu
30.01.2026
NAAT
Ey dertlinin dermânı ey gönül mimârımız,
Aşkın ile şenlenir hane-i virânımız.
Gözü yaşlı âşıklar seninle bulur sefâ,
Ey gönüller sultân-ı ya Muhammet Mustafa.
Şûle-i nurûna ram Zâtının mecnûnuyuz,
Ol aşkına müptelâ
Vechinin meftunuyuz.
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.