Değerli okurlar; evet 21. Yüzyıl tamamen emperyalist güçlerin aç gözlülükleri ile savunması zayıf ülkelerin yer altı ve yerüstü zenginliklerini uydurdukları bahanelerle işgal ya da daha ileri saldırganlık yaparak yönetim kadrolarını Dünya'nın gözü önünde cinayetle ortadan kaldırarak kendi güdümlerinde olan yönetim oluşturmaya çalışmalarını ibretle izliyoruz.
21 yüzyıl Yeni Dünya dedikleri haydut devletler mi korsan devletler mi türetmeye başladı? Her yerde haydut vari korsan vari eylemler yapılmakta ABD'ye örnek alan diğer Avrupa ülkeleri de küçük küçük yetene misal küçük ufak yeraltı zenginleri olan devletleri başkanlarını kaçırarak yeraltı zenginliklerine çökme uğruna insanlığı tehdit eder hale geldi.
ABD'nin Ortadoğuya hakim olma ve zenginliklerine bahaneyle çökme stratejisine İsrail'nde ısrarla bu işin içinde olmak isteyişi vaad edilen topraklara kavuşma hayali bir çok masum insanın yanında ilkokul çağındaki kız çocuklarını katletmesi savaş suçundan başka bir şey değildir. Çevremiz tamamen düşmanca davrananlarla kuşatılmaya çalışılmaktadır.
Yıllar evvel rahmetli gazeteci Hasan PULUR köşesine taşıdığı şiirin yazarını aramış ve sanki o günlerin minicik bir çocuğu bugünün orta yaş grubunda olan kardeşimiz yaşıyorsa Allah selamet versin aşağıdaki şiiri bende bugünün Dünya atmosferine uygunluğu nedeniyle paylaşmak istedim.
Bir okuru göndermiş, yazanı belli değilmiş. Pulur, defalarca ve ısrarla yazarını bulmak için köşesinde çağrılar yaptıysa da, ne şair ortaya çıkmış nede bir bilen, tanıyan . Nerede ne zaman yayımlanmıştı? Bilen de gören de yoktu.
Şiir şöyle;
"Kavgayı ağacın yaprağına yaz,
Sonbahar gelsin, yapraklar kurusun diye.
Öfkeyi, bir bulutun üstüne yaz,
Yağmur yağsın, bulut yok olsun, diye.
Nefreti, karların üstüne yaz,
Güneş açsın, karlar erisin diye.
Ve dostluk ve sevgiyi, yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yaz,
Onlar büyüsün, dünyayı sarsın diye."
* * *
İzmir'li öğretmen Rahile Horzum, bu şiiri öğrencilerine değerlendirmeleri için ödev olarak verdi.
"Siz kavgayı, öfkeyi, nefreti, sevgiyi ve dostluğu nerelere yazardınız?"
41 öğrenciden gelen cevap kağıtlarından ikisini seçti.
CEREN :
"Kavgayı eski bir kağıda yazmak isterdim,
Çöp sanılıp atılsın diye.
Öfkeyi, bir mendile yazmak isterdim,
Kullanılıp atılsın diye.
Nefreti, sahildeki kuma yazmak isterdim,
Deniz dalgaları büyüyerek yok etsin diye.
Sevgi ve dostluğu, bir tohuma yazmak isterdim,
Büyüyüp dünyayı sarsın diye."
* * * MERVE dedi:
"Kavgayı, kömürün üstüne yazmak isterdim,
Kömür yansın, kavga kömürle yanıp yok olsun diye.
Öfkeyi, gecenin karanlığına yazmak isterdim,
Gün ışıyınca, karanlıkla birlikte öfke yok olsun diye.
Nefreti, toprağın üstüne yazmak isterdim,
Herkes toprağa bassın, nefret ezilsin diye.
Sevgiyi ve dostluğu çınar fidanına yazmak isterdim,
Asırlar boyu canlı ve güzel kalsın diye."
* * *
Rahile öğretmen, öğrencilerinin kavga, dostluk, öfke ve sevgi hakkında ki düşüncelerini okuduktan sonra kendi defterine şu değerlendirme notunu düştü:
"Bence bu çocuklar böyle düşünüyorlarsa, hiçbir şey için geç değil...
Umudum ve dileğim, onların barış, dostluk ve sevgi dolu bir dünyada yaşamaları..."
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.