HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 OCAK 2026, PAZARTESİ

TOPLUMSAL BİR SORUN / GİDEREK YALNIZLAŞAN BİREYLER

26.01.2026 00:00
Giderek bireyselleşen ve küçülen dünyamızda insanların yalnızlaşması, çağımızın en önemli sorunlarından biri olarak hepimizin dikkatini çekmemesi mümkün değil.
Yalnızlık, insanın kendini keşfetmesinin güzel bir yoludur.
Her insan kendi içinde yalnızdır.
Çok yönlü bir kavramdır, herkeste yarattığı etki ve tepki başkadır.
Zaman zaman hepimiz de yüreğimizin sesini dinler, içsel yolculuğa çıkarız. 
Yalnızlık insana bazen hüzün verir, bazen huzur, bazen de acı verir.
Bazı zamanlarda, kendinden bile kaçışın tek sığınağıdır.
Yalnız olmakla, yalnız hissetmek farklı şeylerdir.
Kimi insan için de tüm hayatı boyunca süren kendi kendini arayışıdır.
Teknolojinin geçmişten günümüze kadar insan yaşamına birçok faydası olmuştur. Şimdilerde eskilere göre kıyaslıyorum da, teknolojik olarak kısa sürede ne çok yol kat edildi. 
Teknolojinin getirisi elbette çok ama insan yaşamındaki götürüleri de azımsanamaz.
Kentleşmenin ve yapılaşmanın giderek arttığı günümüzde; ışıl ışıl yanan o güzel evlerde birbirinden bihaber, iletişimi kopuk, ilgisiz, hoşgörüsüz, duyarsız, mutsuz, huzursuz, empati yoksunu, aydınlıklar içinde karanlık hayatlar yaşanıyor ne yazık ki! 
Eğitim ve refah düzeyi arttıkça yalnız kalmalar,yalnızlaşmalar daha çok artıyor mu ne?
Herkes kendi dünyasının yalnızlığında yaşayıp giderken doludizgin, çevrede ise maskeli yüzlerle, sahte gülümsemelerle dolaşan insanların sayısı giderek artıyor.Kişilerin aslında bu davranışları ile duygusal ve ruhsal olarak tükendikleri, bir süre sonra da kendilerine bile yabancılaştıkları görülüyor.
Bireylerin anne -baba -çocuk ilişkileri,karı-koca ilişkileri,akraba-arkadaş-eş dost ilişkileri karşılıklı iletişimsizlikten dolayı olması gereken ölçülerde yaşanmıyor.Dolayısıyla aile içi ve sosyal ilişkiler bozuluyor, boşanmalar artıyor, evlilikler azalıyor.
Ülkemizde her geçen gün giderek artan kaygı verici ve bizleri dehşete düşüren olaylar silsilesini, her gün televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada görmekte, duymakta, izlemekteyiz.Küreselleşen dünyada bu sorunlar şimdi ve gelecekte bireysellikten öte, önemli bir toplumsal mesele haline geldi.
Toplum olarak doğru yerde kullanmadığımız teknoloji bizi kültürümüzden ve birbirimizden uzaklaştırmıştır. Bugün en çok televizyon programı izleyen, telefon kullanan, internet başında sabahlayan ülkelerden biriyiz. Teknolojiyi doğru yerde kullanmıyor ve onun esiri oluyoruz.
İnsanlar yalnızlaşıyor!
Eskiden sabah olunca günün aydın geçmesi için birlikte yapılan kahvaltılar, şimdilerde türlü bahanelerle yok. 
Akşam olunca herkesi birleştiren akşam yemeğinin bile tadı yok.
Çünkü çocuk dışarıda yemeğini yedikten sonra gezip vakitlice gelmiyor, baba bazen gecikiyor, annenin ise işleri hiç bitmiyor.
Gecede baba televizyon başında haberleri ya da maçı seyrediyor.
Anne ya yine işinde gücünde ya da diğer televizyonda dizileri takip ediyor.
Oğlan bilgisayarda oyun oynamakla, kız ise elinden düşürmediği cep telefonuyla meşgul. 
Günümüzdeki zamane çocuklarının bile ellerinde, gözlerini ayırmadan seyrettiği, bağımlı oldukları tabletlerin çocuğa faydadan çok zarar verdiği de aşikâr.
Aynı evin çatısı içinde herkesin odası ayrı, dünyaları ayrı, ruhları ise bambaşka bir âlemde. Kimsenin birbirinden haberi yok, paylaşımı yok, birbirini anlamak dersen hiç yok! 
Güvensizlik, ilgilisizlik, sadakatsızlık, vefasızlık had safhada!
Herkes kendi havasında bir yol tutturmuş gidiyor!
Sözde iş sevgiye gelince, orada hiç sorun yok gibi sanılıyor.
Herkes birilerini seviyor görünüyor ama gerçekten seviyor, seviliyor mu, orası şüpheli işte.
Kimse mangalda kül bırakmıyor, bakarsan herkesin tuzu kuru.
İşin gerçek yüzünü inceleyecek olursanız, yalnızlığın hoşluğunu yaşamak yerine, boşluğu doldurulamaz olduğunu anlamamak işten bile değil.
Günlük toplu hâlde yaşanan yerlerde; otobüste, tramvayda umudumuz olan gençlerimiz telefonlarını çıkarıp ya oyun oynuyorlar ya da kulaklıklarını takıp müzik dinliyorlar. 
Yaşlılara, mağdurlara yer vermek şöyle dursun, yanındaki insan bir soru sorsa, cevap vermek bile zulüm geliyor. 
Yine gençlerimizin bir kısmı, yanlarında arkadaşlarıyla beraberken bile yalnız olduklarını apaçık görebiliyoruz. Biri elinde telefonla mesaj yazıyor, diğeri başka biriyle telefonda konuşuyor.
Kalabalıklar içinde yalnızları oynuyoruz.
Kendi kendimize oynadığımız bu oyunda konuşmuyor, paylaşmıyor,
susarak yalnızlaşıyoruz farkında olmadan.
Sonunda aile ve toplum bağlarını iyice koparıp, bu hayattan zevk
almadan, sevdiklerimizin kadrini kıymetini an'ın değerini bilmeden, yaşayamadan, birbirimizi anlamadan, sanal dünyadaki kalabalık yalnızlığımızla mutsuz ama mutluymuş gibi, umutsuz  bir şekilde yavaş yavaş tükenip, tüketip gidiyoruz.
 
Ayla Cermen Tüfekçi / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--






logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr