



Önce Siverek ardından Maraş'ta yaşanan okul hadiseleri hepimizin yüreğini dağladı. Ümit Özdağ yaptığı açıklamada geçmiş dönemde yaptığı okullardaki araştırmayıda hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: "Tabii Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta çok elim iki hadise gerçekleşti. Bu hadise gerçekleşir gerçekleşmez Genel Başkan Yardımcılarımızdan hem psikiyatri profesörü hem adli tıp doktorası olan ve üç sene de İçişleri Bakanlığı Bilim Kurulu Başkanlığı yapmış Prof. Dr. Sertaç Ak'la konuştuk. Sertaç Hoca bana Türkiye'deki psikiyatri, psikoloji ve sosyal hizmet çevrelerinin böyle bir saldırıyı beklediğini ifade etti. Onlar için sürpriz olmamış. Ancak hemen şunu ekledi, bu hadisenin basın yayın aracılığıyla geniş kapsamlı şekilde ele alınmaması lazım, aksine çok soğukkanlı ve mümkün olduğunca yüzeysel geçilmesi gerekiyor. Çünkü yayınlar diğer saldırıları tetikliyor dedi. Yine dün Almanya'dan bir akademisyen arkadaşımla konuştum Türk. Dedi ki bugün Türkiye'de olan, Kahramanmaraş'ta olan olayı büyük bir üzüntüyle izledik. Berlin'de dedi bir ilkokulda bomba bulunmuş. Dedim hemen basından bakayım. Yok dedi, basında bulamazsınız dedi. Basın yazmıyor bunları. Ama dedi o okulda komşumun çocuğu okuyordu. Komşum kendisi söyledi bana dedi.
Şimdi bakın arkadaşlar, bu noktada bir şeyin altını çizelim. Basının sansür değil, otokontrolle bu konuya yaklaşması gerekiyor bir. İki, sadece basın da yetmez. Sosyal medyada dün korkunç sahneler dolaşıyordu. Fotoğraflar çekilmiş. Burada olay yeri inceleme haricinde olay yerine gelen polislerin dahi telefonlarıyla fotoğraf çekmesi yasaklanmalı. Sadece olay yeri incelemenin tespitleriyle yetinilmeli, asla görüntü olmamalı. Bu yapılabilecek ilk şey.
Her kapının önüne, okul kapısının önüne polis koyalım. Bu polisle çözülecek bir şey değil. Daha geniş bir sorundan bahsediyoruz. 1990'lı yıllarda, hatırlayacaksınız bir kısmınız en azından yaş itibariyle. Liselerde ciddi bir şiddet yükselmesi vardı. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Bener Jordan beni davet etti ve liselerdeki şiddet konusunda bir araştırma yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de birisi psikiyatri uzmanı olmak üzere bir sosyolog arkadaşımla birlikte üç kişi Ankara, İstanbul ve İzmir, Diyarbakır gibi birçok ili kapsayan liselerde şiddet araştırması yaptım. Bu araştırma sonucunda ortaya çok net bir şiddet profili çıktı. Özetle, anne baba ayrı, çocuk sınıfta kalmış, okul üst gelir grubu ve alt gelir grubunun birlikte devam ettiği liseyse şiddet potansiyeli çok yüksekti. Okul eğer sadece alt gelir grubunun çocuklarının devam ettiği veya sadece üst gelir grubunun devam ettiği bir okulsa, şiddet potansiyeli düşüyordu." Dedi.
Özdağ açıklamasının devamında "Şimdi bugün de liselerde ciddi bir çalışma yapıldığında kimlerin bu potansiyelin içerisine girdiğini tespit etmek mümkün. Mesela sebepsiz şekilde okul devamsızlığı, önemli bir şiddet potansiyeli olarak tespit ediliyor. Ama burada Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu verileri bu değerlendirmeyi yapacak birime ve bakanlığa aktarması gerekiyor. Eğer bu aktarım olmaz ise kapının önünde polisin olması bir şeyi değiştirmez. Yani kapının önünde polisle engelleyemezsiniz. Kahramanmaraş'ta cinayeti gerçekleştiren çocuğun babası bile dört yıldızlı Emniyet arkadaşlar. Annesi de öğretmen yani en yakın çevresi, anne ve babası meslek itibariyle böyle bir sürecin içerisinde olmamasını gerektiriyor. Demek ki ortada ihmal edilen, gözden kaçırılan başka faktörler var ve bu konuyu günlük siyasetin içerisine almadan basının otokontrolüyle ve Bakanlıkların da daha ciddi bir çalışma gerçekleştirmesi, koordineli bir çalışma gerçekleştirmesiyle yönetmek zorundayız. Bunlar oldu, bundan bir dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. İnşallah bundan sonra bu tür bir elim vaka Türkiye yaşamaz." Dedi.



