HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 OCAK 2026, PAZAR

İNSAN NE İLE DOYAR?

25.01.2026 00:00
İnsanoğlu bu dünyada yaşamının devamını sağlayabilmek için bir takım ihtiyaçlarını karşılamak
zorundadır. Bunun için de aklını, iradesini kullanarak kendisini geliştirip, çalışıp, çabalayarak üretip,
kazanması gerekir. Böylece yaratılış gayesini de unutmadan, dünya nimetlerinden faydalanma,
ihtiyaçlarını giderme imkanı elde eder.
Ancak insanoğlunun ihtiyaçları çoğu kez hiç bitmez. Elde ettiklerinin daha fazlasını ister
sürekli…Daha çok mala-mülke, paraya, makam-mevkiye sahip olma doyumsuzluğu hiç bırakmaz
peşini…Bir türlü doymayı bilmez. Her zaman ''Daha yok mu?'' der. Sahip olamadıklarını düşünerek
kendi kendini huzursuz, mutsuz eder. Hep daha fazlasını düşler…Karnı doydukça ruhu acıkır!
Tolstoy'un ''İnsan ne ile Yaşar'' adlı kitabında, Çiftçi Pahom'un hazin ve ibretlik öyküsü anlatılır;
''Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir
yerlerde, cömert bir Reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için Reise
gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.
Pahom'a '' Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş
batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım'' der. '' Yoksa bütün hakkını kaybedersin.''
Pahom güneşin doğuşuyla beraber yürümeye başlar. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri
dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin
batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, kesilir takati.
Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom'un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam
başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…

Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur…Adamlarına bir
mezar kazdırır. Pahom'u bu mezara gömerler. Reis Pahom'un mezarının başında durur ve şöyle der:

'' Bir insana, işte bu kadar toprak yeter!''
Evet çalışıp kazanmalı insan…Lakin var olanın, bizim olanın da değerini bilmeli. İnsanın önce gözü,
gönlü doymalı. Hırsı, doyumsuzluğu, tamahı terbiye etmeli, terk etmeli. Yeri geldiğinde şükretmesini
de bilmeli, elindekiyle yetinmeli.
Yoksa insan nefsi dünyayı versen doymaz. Gözü hep yukarılarda,
başkalarının üzerindedir. İstekleri, çabaları hiç bitmez. Ne kadar sahip olursa olsun, hep bir şeylerin
eksik kaldığını düşünür. Onun gözünü doyuracak olan bir avuç topraktır işte.
''İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha ister. Onun gözünü ancak toprak doyurur''
buyuruyor Allah Resulü. (Buhari-Müslim)

Halbuki, zenginlik sadece para, mal-mülk, toprakla mı?
Tutan elimiz ayağımız, gören gözümüz ne kadar büyük bir servet. Sofraya koyduğumuz zeytini,
ekmeği, peyniri yiyecek, çayı içecek kadar sağlığımız yerindeyse…En büyük nimet aklımız, zihnimiz,
gönlümüz değil mi?
Peki, hiç düşündük mü?
Ömür boyu mal-mülk, para-pul biriktiriyoruz. Ya da biriktirmek isteğiyle, uğraşıyla geçiyor
günlerimiz. Kullanamayacağımız, yiyip, içemeyeceğimiz kadar biriktiriyoruz…Karnımız doyuyor,
gözümüz doymuyor bir türlü. Dünyalık arzularımıza engel olamıyoruz, hırsımız bitmiyor.
Hiç olmazsa
sahte ihtiyaçlar üretiyoruz kendi kendimize…Başkalarının gözünde de var olma arzusu…
Doyumsuz insan, deniz suyu içen kimse gibidir. İçtikçe harareti artıyor. Daha çok içiyor.
Biriktirdikçe, yaş aldıkça hayata bağlılığımız, dünyevileşmemiz daha da çoğalıyor. Hiç ölmeyecekmiş
gibi, öteki dünyayı unutuyoruz. Aklımıza bile gelmiyor. Her şeye sahip olma arzusunun ortaya
çıkardığı hırs, ego, ve aşırı bencillik, aklımızın önüne geçiyor. Anadolu tabiriyle sürekli ''Rabbena hep
bana'' diyoruz.
Tabi bu durumda ortaya çıkan aç gözlü insan, daha çok kazanmak, sahip olmak için hiçbir değer
tanımaz hale geliyor. Ahlaksız, adaletsiz, merhametsiz, vicdansız, çıkarları peşinde vahşileşen insan
tipini
görmeye başlıyoruz yaşadığımız toplumda….
İki kuruş kazanmak için onuru, gururu, şerefi, haysiyeti, şahsiyeti harcıyoruz…Sonunda iki karış
toprağa sığıyoruz.
İnsan bu dünyadan mal-mülk, statü, güç gibi hiçbir dünyalığını götüremiyor. Ancak, iyiliklerini,
güzelliklerini, sevgi, merhamet ve insanlıklarını götürebiliyor. İşte, bunun farkında olmak ve bilmek
hayatı anlamlı kılar.
'' İnsan;
Hiçbir şeyle gelir,
Her şeyin peşine düşer.
Her şeyi bırakıp,
Hiçbir şeyle geri döner.''
Behçet UYANIK / diğer yazıları
•İNSAN NE İLE DOYAR? 25 00:00:00.01.2026
•İNSANLIK ‘’İYİLERE’’ HASRET 03 00:00:00.01.2026
•TOPLUMSAL YOZLAŞMA NORMALLEŞTİ Mİ? 21 00:00:00.12.2025
•EĞİTİMDE, NE EKERSEN ONU BİÇERSİN 23 00:00:00.11.2025
•DOSTUN EVİ GÖNÜLLERDİR 16 00:00:00.11.2025
•EY TÜRK GENÇLİĞİ! 29 00:00:00.10.2025
•ALLAH SİZİN İŞLERİNİZE BAKAR 10 00:00:00.10.2025
•OKULLARIMIZ AÇILIRKEN; KARAKTER EĞİTİMİ 07 00:00:00.09.2025
•GENÇLER NE İSTİYOR? 18 00:00:00.05.2025
•ÖLENİN ARDINDAN 13 00:00:00.04.2025
•DUR YOLCU! 17 00:00:00.03.2025
•YAŞAMINIZ DİNİNİZDİR 07 00:00:00.03.2025
•KENDİNİ BİLMEK 07 00:00:00.02.2025
•ÖRNEK KARAKTER MEHMET AKİF 27 00:00:00.12.2024
•DÜNYA NEDEN BÖYLE? 06 00:00:00.12.2024
•DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ 24 00:00:00.11.2024
•KAÇMAZ FIRSATLAR SİZİ BEKLİYOR! 07 00:00:00.11.2024
•İNSANLAR DA MEVSİMLER GİBİ 14 00:00:00.10.2024
•NEREYE GİDİYORUZ 03 00:00:00.10.2024
•EĞTİM Mİ ÖNEMLİ KARAKTER Mİ? 09 00:00:00.09.2024
•AR DAMARI ÇATLAMIŞ 25 00:00:00.08.2024
•KALİTELİ İNSAN 26 00:00:00.04.2024
•HER GÜNÜNÜZ BAHAR OLSUN 20 00:00:00.03.2024
•KALBİN ORUCU 14 00:00:00.03.2024
•VİCDANINI YİTİRMİŞ DÜNYA 27 00:00:00.02.2024
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--






logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr