HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 01 MART 2026, PAZAR



İRAN’IN DURUMU VE TÜRKİYE’YE ETKİSİ

01.03.2026 00:00
Siyonist ve soykırımcı İsrail 28 Şubat'ta İran'ı vurmaya başladığını duyurdu. Devam eden saatlerde saldırıyı ABD güçleri ile birlikte başlattıkları anlaşıldı. Şu anda da İsrail ve ABD güçleri İran'ın kritik hedeflerini havadan vurmakta, İran'da füzeleriyle karşılık vermekte.
İsrail-İran arasında yaşanan on iki gün savaşlarını hatırlarsak, karşılıklı barış görüşmeleri devam edip olumlu sonuç beklerken, İsrail İran'a yoğun bir saldırı başlattı. İsrail'in yoğun hava saldırılarına ilerleyen günlerde İran etkili füze saldırılarıyla karşılık verdi ve Siyonist İsrail'in meşhur Demir Kubbesi delik deşik oldu. İran'ın başarılı füze atışlarından zarar görmeye başlayan İsrail, zaman kazanarak saldırı hazırlıklarına sağlıklı devam etmek için, ABD'nin sözde barış girişimlerine uyduğunu açıkladı ve saldırı on iki günde son buldu. 
Sorumuz şu dostlar; savaşın devamında soykırımcı İsrail ve ABD'nin hareket tarzları ile İran'ın karşılık verme kapasitesi ne olacak? Türkiye bu savaştan ne kadar etkilenecek?
İran'ın penceresinden bakarsak on iki gün savaşından sonra Rusya ve Çin'in desteğiyle hava savunması ve füze sistemini geliştirme ihtimali çok yüksek. Eğer bu sürede kendi hava silah sistemlerini geliştirdikleri düşünülürse; yaklaşık 22 bin km^2 ve on milyonluk İsrail'i delik deşik edip, ABD üsleriyle gemilerine zarar verebilirse birkaç gün sonra saldırıları şimdilik durdurabilir. Zira soykırımcı İsrail ve ABD'nin nihai hedefi mevcut yönetimi devirmek ve parçalanmış bir İran'a ulaşıp kendilerine biat eden bir yönetim kurarak, ülkenin yeraltı zenginliklerini sömürmek.
Soykırımcı İsrail ve ABD İran'da mevcut yönetimi zayıflatmak için uzun soluklu hava saldırılarına devam edecektir. Zira bunu Afganistan ve Irak'ta başardı ve karadan birliklerini sokarak sonuca gitti. Ancak İran'da coğrafyasının genişliği ve rejim askerlerinin inanmışlığından dolayı yakın zamanda olası bir kara harekâtı zor gözüküyor. Bu nedenle İran içindeki isyancıları destekleyip rejimi devirmek ana hedefleridir. Ayaklanmaları desteklemek için; Irak'ta toplanan PKK terör örgütü elemanları ile birlikte dünyanın değişik ülkelerinden toplanıp oluşturulan DEAŞ ve HTŞ'nin paralı savaşçılarını Irak üzerinden İran'a sızdırarak, İçerdeki PKK terör örgütünün İran kolu PJAK'la buluşturup iç savaşı hızlandırma olasılığı oldukça yüksektir. Malum Suriye'de kontrol altında tutulan DEAŞ militanları kısa süre önce Irak'a nakilleri sağlandı. Siyonist İsrail ve ABD saldırıları rejimin devrilmesine kadar devam edecektir. Savaşın kısa veya uzun sürmesini İran'ın füzelerinin başarı durumu belirleyecektir.
Savaşın Türkiye'ye etkisi öncelikli olarak ekonomik olacaktır. Artacak olan petrol fiyatları ve dolarda meydana gelecek dalgalanmalardan ekonomimiz olumsuz etkilenecektir. Bir diğer beklenti gelecek olan göç dalgalarıdır. Bunun için etkin tedbir alınmalıdır. Ancak rejim aşırı zayıflayıp iç isyanlar tüm ülkede yoğunluk kazanmadıkça çok fazla göç beklememek gerekir. ABD'nin ülkemizde bulunan üslerini kullandırmayacağımız için İran'ın füzeleri de bize yönelmeyecektir. 
Bir diğer konu iyi niyetle ve Türkiye'de terörün tamamen bitirilmesi için başlatıldığına inandığımız ve hala devam eden terörsüz Türkiye süreci gözden geçirilmelidir. Süreç başlamadan önce ülkemizde ve komşu ülkelerdeki PKK terör örgütünün elebaşı, Abdullah Öcalan ve mağaralardan başını çıkaramayan elebaşlarının sürece dahil olmasının amacı; acaba gelişen savunma sanayimizle daha da güçlenen kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin üzerlerinde oluşturdukları çok etkili baskıyı kaldırarak silahlı elemanlarını korumak mıdır? PKK terör örgütünü kuran, besleyen ve yıllarca kullandığı aşikâr olan ABD, tüm alandaki PKK terör örgütünü bu günlerde, İran'da kullanmak için mi örgüte bu sürece dahil ettirdi? Bu soruların tekrar değerlendirilmesinde fayda vardır. 
İran'da savaş devam ettiği sürece Türkiye'nin izlemesi gereken yolu, gerçek kurucu lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk göstermiştir. "Yurtta sulh, Cihan'da sulh." ve "Savaş zaruri ve hayati olmalıdır, milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir." düsturuyla hareket edip, tarafsız kalınmalıdır. Zaruri olursa da savunma sanayiinde gelinen nokta ve yerlilik oranıyla, tarihi şan ve şerefle dolu kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri düşmanlarımıza, Türk Milletinden aldığı güç ve dua ile, gereken cevabı vereceğinden hiç kuşkumuz yoktur.
Recep CANSU / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--







logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr