Bugün15 Temmuz. FETÖ'ye karşı kazanılan o destansı zaferin dokuzuncu yıl dönümü.
Yıllar geçse de vatanımız ve milletimiz üzerinde oynanmak istenen kirli oyunlar hiç bitmedi, bitmeyecek de. Hâlâ operasyonlarla gerek kamuda çalışan gerekse firari FETÖ mensuplarının yakalandığına şahit oluyoruz.
Asıl acı olan ise şu: Dış güçlerin ülkemizi yıkma planlarını, kaleyi içeriden fethederek gerçekleştirmeye çalışmaları… Yani içimizden kandırıp semirttikleri, satın aldıkları, yerli görünümlü ama ruhen başka mahfillere ait FETÖ benzeri hainler üzerinden bunu yapmaları.
Hatırlayalım O hainler, 15 Temmuz gecesi suret-i haktan görünerek istiklalimize ve istikbalimize kastettiler. Milletimizin bölünmez bütünlüğünü hedef alarak kanlı bir senaryoyu sahneye koydular.
Bu noktada, bir hakkı teslim etmeden geçmeyelim: FETÖ denilen hain yapının gerçek yüzünü yaklaşık 30 yıl önce konuşmalarıyla ve yazılarıyla ortaya koyan merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız olmuştur. O'nu bir kez daha rahmetle, minnetle, şükranla analım.
Merhum hocamız, yıllar evvel Fetullah Gülen'in misyonerlik faaliyetlerine çanak tuttuğunu, papanın ayağına gidip Müslümanları şikayet eden mektubunu, dinler arası diyalog aldatmacasını ve daha birçok sinsi planı açık açık ifşa etti. Korkmadan ve son nefesine kadar anlattı. Maalesef sözü dinlenmedi.
Şimdi çevrenizde FETÖ'ye söven varsa inanmayın. Bir zamanlar "Ne var canım, diyalog diyor, hoşgörü diyor, hizmet ediyor" diyerek onun safında yer alanlar çoktu. İşte tam da o dönemde, yalnızca birkaç vicdanlı,vatansever kalemden biriydi Haydar Hoca.
Bu satırların yazarı olarak bizler de onun uyarılarıyla 30 yıl öncesinden bu zehre karşı aşılıydık.
Anadolu bu tip ihanetleri asırlardır gördü, geçirdi. Dimdik ayakta kalmasını başardık. En büyük gücümüz milletçe bir bilek bir yürek olabilmemizdi. Cumhuriyet değerlerine ve milli iradeye sahip çıkma kararlılığımızdı.
Ve 15 Temmuz 2016 gecesi, bu ruh bir kez daha kendini gösterdi.
Hatırlayın. Kahraman halkımız, Türk bayrağını omuzuna alıp sokaklara döküldü. Kıt imkânlarla alınan araçlarını tankların önüne sürerek yolları kapattı. Tarlasındaki samanı yakarak jetlerin görüşünü engelleyen köylülerimiz bile oldu. Dakikada binlerce mermi sıkan silahların önünde dimdik duran vatandaşlarımız, ihaneti yerle bir etti.
O gece her bir vatandaşın yüreğinde aynı duygular vardı: Vatan sevgisi, bağımsızlık aşkı ve demokrasiye olan sarsılmaz inanç.
Tankların, kurşunların önünde duran bu asil millet, sadece kendi kaderine değil, ülkenin geleceğine de sahip çıktı. Güvenlik güçlerimiz ve halkımız omuz omuza vererek tarihe altın harflerle yazılan bir direniş sergiledi.
O sebeple 15 Temmuz, milletimizin hafızasında bir kara leke olarak kalacak ama aynı zamanda milli birlik ve beraberliğin bir destanı olarak da anılacaktır.
Darbe girişiminin asıl hedefi, demokratik kurumları yok etmek ve halk iradesini gasp ederek karanlık bir vesayeti yeniden hortlatmaktı. Ancak Türk milleti buna geçit vermemiştir. Bu duruşumuz, dünya kamuoyuna da güçlü bir mesaj olmuştur: Türk milleti, demokrasisine, özgürlüğüne ve bağımsızlığına asla gölge düşürmez.
Bu süreçte bir kez daha hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyoruz. Onların mücadelesiyle milletimizin ruhu güçlenmiş, demokrasiye olan bağlılık daha da pekişmiştir. Yarına Not: Yeni FETÖ'ler Görmemek İçin Neler Yapmalıyız?
Liyakat Esas Alınmalı: Devletin tüm kademelerine atamalarda ehliyet, liyakat ve vatan sevgisi temel alınmalı; aidiyetler değil, yetkinlik ön planda tutulmalıdır.
Fikirlerle Mücadele Edilmeli: FETÖ benzeri yapıların sadece silahlı değil, fikirsel ve sosyal altyapılarıyla da mücadele edilmelidir. Çarpık dini yorumlara karşı sahih dini bilgi yaygınlaştırılmalıdır.
Şeffaflık Sağlanmalı: Kurumlar ve sivil yapılar şeffaf olmalı, denetim mekanizmaları etkin işletilmelidir.
Toplumsal Bilinç Artırılmalı: Medya ve eğitim aracılığıyla halk sürekli uyanık tutulmalı; "bir daha yaşanmasın" diyorsak, unutmamalı ve unutturmamalıyız.
Gençlik Eğitimi: Genç nesillerin aklı ve vicdanı gelişmiş, özgür düşünen bireyler olarak yetişmesi sağlanmalı. Körü körüne biat yerine, sorgulayan bir gençlik hedeflenmelidir.
Milli ve Manevi Değerler Sahiplenilmeli: Bu toprakların değerleri, kültürü, tarihi ve inançları istismar edilmeden, doğru bir şekilde sahiplenilmeli ve genç kuşaklara aktarılmalıdır.
Sonuç Olarak:
15 Temmuz, bir milletin ayağa kalkışıdır. Sadece bir gecelik bir direniş değil, asırlardır süren bağımsızlık mücadelesinin bugünkü yankısıdır. Bu zafer, Türk milletinin iradesinin ve ferasetinin sembolüdür.
Ama unutmayalım: Dünü bilmeyenler, yarının ihaneti karşısında savunmasız kalır. O yüzden biz; unutmadan, unutturmadan; uyanık, bilinçli ve diri kalmaya devam edeceğiz.
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.