HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 10 ŞUBAT 2026, SALI

HZ FATMA’NIN LEVHASI VE İMAMLARIN İLAHİ KONUMU

10.02.2026 00:00
Hz. Fatıma'nın  Levhası ve Tertemiz Nesil
Tarih boyunca İslâm ümmetinin en önemli rehberi, Peygamberimizin (s.a.v) sözleri ve onun tertemiz Ehl-i Beyt'idir. Kur'an-ı Kerim'de açıkça vurgulanan bu hakikat, rivayetlerde de detaylı biçimde ortaya konmuş; Ehl-i Beyt sevgisi, iman ve hidayetin ayrılmaz bir parçası olarak müminlere emanet edilmiştir. 
Allah Kur'an'da Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) efendimizin diliyle şöyle buyurmaktadır: 
"Ben peygamberlik hizmetime mukabil sizden bir ücret istemiyorum, yalnız sizden Ehl-i Beyt'imi sevmenizi bekliyorum." (Şûrâ, 42/23) 
Bu hitaba muhatap olan, Allah'ın kendilerinden bütün kirleri giderip tertemiz kıldığı (Ahzâb, 33) bu insanları anlatan iki hadisi sizlerle paylaşmak istiyorum:
Ebû Zer'den Rivayet
Ebû Tufeyl, Ebû Zer'in (r.a) şöyle dediğini nakleder: 
Hz. Fâtıma (a.s) şöyle dedi: Babama sordum: "A'râf üzerinde herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır." (A'râf, 46) ayetini sordum. Buyurdu ki: 
"Onlar, benden sonraki imamlardır: Ali, iki torunum ve Hüseyin'in soyundan gelen dokuz kişi. Onlar A'râf'taki adamlardır. Onların tanıdıkları ve onları tanıyan kimselerden başkası cennete giremez. Onların tanımadıkları ve onları tanımayan, inkâr eden kimselerden başkası da cehenneme girmez. Allah, ancak onları tanımanın yoluyla tanınır, bilinir."
Cabir b. Abdullah el-Ensârî'den Rivayet
Ebû Basîr, İmam Cafer es-Sâdık'tan (a.s) rivayet eder: 
Babam İmam Muhammed Bâkır (a.s), Cabir b. Abdullah'a dedi ki: 
"Sana bir işim düştü. Seninle baş başa kalmak istiyorum, ne zaman müsait olursun?" 
Cabir: "İstediğin zaman." dedi. 
Ebû Cafer (a.s) onunla yalnız buluştu ve dedi ki: 
"Ey Cabir! Bana, Resûlullah'ın (s.a.a) kızı annem Fâtıma'nın elinde gördüğün levhayı anlat. Bu levhada nelerin yazıldığını söyledi sana?" 
Cabir şöyle dedi: 
"Allah şahittir; Resûlullah (s.a.a) hayatta iken, Hüseyin'in (a.s) doğumundan dolayı onu kutlamak için annem Fâtıma'nın (a.s) yanına gittim. Elinde yeşil bir levha gördüm. Bu levhanın zümrütten olduğunu sandım. Üzerinde güneş ışığı gibi bembeyaz bir yazı vardı. Ona dedim ki: 'Anam-babam sana feda olsun, ey Resûlullah'ın kızı! Bu levha nedir?' Dedi ki: 
'Bu, Allah'ın babama armağan ettiği bir levhadır. Üzerinde babamın, kocamın, iki oğlumun ve benim soyumdan gelecek vasilerin isimleri yazılıdır. Babam, beni sevindirmek için bunu bana verdi.' 
Cabir dedi ki: 'Annen Fâtıma (a.s) onu bana verdi. Ben de okudum ve bir nüshasını yazdım.' Babam (a.s) Cabir'e dedi ki: 'Bana, yazdığın o nüshayı gösterebilir misin?' Cabir: 'Evet.' Dedi. Babam onunla beraber Cabir'in evine kadar yürüdü. Cabir babama deriden bir sayfa getirdi. Babam ona dedi ki: 'Ey Cabir! Sen yazdıklarına bak, ben sana ezberden okuyayım.' Cabir kendi nüshasına baktı, babam orada yazılı olanları harf harf okudu, bir harf bile farklı değildi." 
Cabir şöyle dedi: 
"Allah'ı şahit gösteriyorum ki, levhada şöyle yazılı olduğunu gördüm: 
Bismillahirrahmanirrahim. Bu, üstün iradeli ve her yaptığı yerinde olan Allah'ın; elçisi, hicabı ve delili Muhammed'e gönderdiği mektuptur. Bunu Rûhu'l-Emin, âlemlerin Rabbinden indirmiştir. 
Ey Muhammed! İsimlerimi yücelt, nimetlerime şükret, sakın bağışlarımı inkâr etme. Ben Allah'ım, benden başka ilâh yoktur. Zorbaları darmadağın eden, zalimleri alçaltan, din günü hesap gören benim. Ben Allah'ım, benden başka ilâh yoktur. Kim benim lütfumdan başkasını umar veya adaletimden başkasından korkarsa, onu âlemlerde hiç kimseyi azaplandırmadığım bir azapla cezalandırırım. O hâlde, sadece bana ibadet et ve yalnızca bana güvenip dayan. 
Ben, hangi peygamberi göndermiş ve tebliğ zamanını tamamlamışsam, mutlaka birini onun vasisi yapmışımdır. Ben, seni bütün peygamberlerden ve senin vasini de bütün vasilerden üstün kıldım. Ondan sonra da sana iki yavrusunu bahşederek ikramda bulundum; torunların Hasan ve Hüseyin'i sana bahşettim. Hasan'ı ilmimin madeni yaptım. Hüseyin'i vahyimin bekçisi kıldım. Onu şehadetle ödüllendirdim. O, şehitlerin en üstünü ve şühedanın en yüksek derecelisidir. 
Onun soyundan gelen imamların ilki Ali'dir. İbadet edenlerin efendisi, geçmiş velilerin süsüdür. Onun oğlu, övülmüş dedesinin adını alan Muhammed'dir. İlmimi tümüyle kavrayan ve hikmetimin madenidir. Cafer hakkında şüpheye düşenler helâk olacaklardır. Onu reddeden, beni reddetmiş gibidir. Gerçek söz benden çıkar ve ben Cafer'in makamını yücelteceğim. Bu lütfu onun dostlarına, Şiasına ve yardımcılarına da bahşedeceğim. 
Musa'dan sonra zulüm fitnesi başlayacaktır. Çünkü benim farzımın ipi kopmaz, hüccetim örtbas edilmez ve benim velilerim ebediyen bedbaht olmazlar. Sekizinci imamı inkâr eden, bütün imamları inkâr etmiş gibidir. Ali benim velim ve yardımcımdır. Onu büyüklük taslayan bir şeytan öldürecektir. Salih kulum Zülkarneyn'in kurduğu şehirde kullarımın en şerlilerinden birinin yanına defnedilecektir. 
Gerçek söz benden çıkar ve ben onu oğlu, kendisinden sonraki halifesi Muhammed'le sevindireceğim. O benim ilmimin vârisi, hikmetimin madeni, sırrımın konulduğu yer, kullarıma sunduğum kanıtımdır. Onun barınağını cennet kıldım. Onu, Ehl-i Beyt'inden cehennem ateşini hak eden yetmiş kişinin şefaatçisi yaptım. Oğlu Ali'nin sonunu da mutlulukla getireceğim. O benim velim, yardımcım, kullarım içindeki şahidim, vahyimin eminidir. O, benim yoluma davet eden, ilmimin bekçisi olan Hasan'ın çıkacağı bucaktır…" 
Kur'an-ı Kerim'de Ehl-i Beyt sevgisi, Peygamberimizin (s.a.v) ümmetinden istediği tek karşılık olarak zikredilmiştir. Rivayetlerde ise bu sevginin, Allah'ın dini korumak için seçtiği imamların tanınması ve onlara bağlılıkla bütünleştiği açıkça görülmektedir. Hz. Ali'den başlayarak Hz. Hüseyin'in soyundan gelen imamlar, ilmin ve hikmetin taşıyıcıları, Allah'ın hücceti ve kullarına yol gösteren rehberlerdir. Bu hakikat, hem ayetlerde hem de sahih rivayetlerde vurgulanmış; Ehl-i Beyt'e muhabbetin, iman ve hidayetin ayrılmaz bir parçası olduğu ortaya konmuştur. Dolayısıyla Ehl-i Beyt sevgisi, sadece bir duygusal bağlılık değil; Allah'a yakınlaşmanın, dini doğru anlamanın ve kurtuluşa ermenin temel şartıdır. 
 

Kaynaklar
- Ahzâb, 33 
- Şûrâ, 42/23 
- Kemâlu'd-Dîn ve Temâmu'n-Ni'me, s. 308-311, Tahran, Ahundî basımı 

- Hidayet Önderleri

 
Mustafa ÇOBANOĞLU / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--







logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr