Turizm!
Türkiye ekonomisinin lokomotifi…
Sebzesinden etine, sütünden peynirine; kaleminden silgisine, klimadan fitness aletlerine kadar saymaya kalksam zaman da sayfa da yetmez. Bu kadar geniş bir yelpazeye hitap eden bir sektör: Turizm…
Kalifiye insan gücüne olduğu kadar hiçbir meslek sahibi olmayan insanlara bile iş imkânı sunan, binlerce oteliyle müthiş bir sektör…
Okuma yazması olmayana bile iş imkânı sunan, ülke ekonomisinin can damarı olan ve sürekli büyüyen, her yıl turist rekorları kıran, ülke tanıtımı için müthiş bir organizasyon: Turizm…
Peki, gerçekten her şey böyle mi? Her şey toz pembe mi görünüyor?
Turizm, 25 yıl önce insanların gerçekten bol para kazandığı; gelen turistlerin 24 saat otelde kalmayıp dışarıda para harcadığı, kaliteli ve paralı turistlerin ülkemizi tercih ettiği bir sektördü. Bugün ise o günler, tüm turizm sektörü tarafından mumla aranıyor.
Her yıl yüzlerce iş yeri ve otel açılıyor, ancak bir yıl sonra batan batana, kaçan kaçana oluyor.
Ne zaman "tam pansiyon" diye bir baş belası çıktı, Avrupa'nın hatta dünyanın en ucuzcu turistleri Türkiye'ye akın etmeye başladı. Yemek bedava, içki bedava; daha ne olsun? Biz ülke vatandaşı olarak, dışarıdan gelen turist fiyatına bile kalamıyoruz. Vatandaşa on kat pahalıya satılıyor. Uçak bileti yok, transfer yok… Sonra da "Battık, bittik" diye feryat ediyorlar.
Dışarıdaki esnaf kirayı zor çıkarıyor. Bir de "vampir" dükkân sahipleri var ki dinleri imanları para olmuş. "Bu insanlar ödeyebilir mi?" diye düşünmezler. Yıl sonu gelir, bir gece bakarsın kaçan kaçana… Hak ediyorsunuz. Dükkân sahiplerine Rabbim vicdan versin inşallah.
Peki, çözüm nedir?
Ben dünyayı geziyorum; 74 ülke oldu. Dünyanın hiçbir yerinde tam pansiyon, her şey dâhil mantığı yok. Birkaç Akdeniz ülkesi hariç… Yarım pansiyon olunca insanlar mecburen dışarı çıkıyor; alışveriş yapıyor, yemek yiyor, bulunduğu yerin tarihi ve turistik mekânlarını geziyor, turlara katılıyor. Böylece herkes ekmek kazanıyor. Olması gereken budur.
Ama asıl sorun şu: Turist kazıklamaktan, kandırmaktan ve her gelen kadın turisti farklı gözle görmekten vazgeçmediğimiz sürece turizm yerlerde sürünmeye devam edecek. Bir simitçinin utanmadan simidi 10 Euro'ya satması, bir devecinin sadece fotoğraf çekildi diye 10 Euro alması anlatılırken kimse bu hırsızlara haddini bildirmediği sürece turizm batmaya devam eder.
Serviste bahşiş alamayan kaptanlar bavulları yere attığı sürece, biz de kapanan ve kaçan esnafları konuşmaya devam ederiz.
Her yıl onlarca otel açılıyor, fakat her yıl aynı oteller kapanıyor. Köklü otellerden bahsetmiyorum; isim değiştirip devam edenlerden söz ediyorum. Devletimiz de sağ olsun, sezon ortasında icra getirir; turistler perişan olur. İnşaat hâlindeki otele müşteri alınır, sonra turist şikâyet eder, bedava tatilini yapar gider ve ülkesinde Türk turizmini yerlere vurur.
İşin özü şudur: Turizm okulları yaygın ve saygın olmalı, personel mutlaka buralarda yetiştirilmeli. Yazımın başında da söyledim; okuma yazması olmayanların bile iş bulduğu bir sektör olunca, bu pervasızlık da tavan yapıyor.
İnşallah turizm eski, saygın ve kazançlı günlerine yeniden kavuşur.



