Bir çağrı:
Bugün bir kaç çocuk gördüm, halleri hiç de güven vermiyordu. Aklıma Yavuz Bülent Bakiler'in şiiri geldi:
Ve günahkar çocuklar,suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi
Bu suç bizim suçumuz,bu günah bizim
Affedin bizi.
Gökteki yıldızlar kadar sayısız
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları
Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!
Alın bu gözleri benden,alın bu yüreği artık
Utanıyorum yaşamaktan.
Daha önce de bir kaç olaya görgülüğüm olduğundan aklıma gelmişti:
Düşkün, tutanamayan, bağımlı ya da geçimini o yollarla sağlayan ya da kendini satarak geçinmeye çalışan insanlarımızın ortada kalmış çocukları...
Her türlü suçun kıyısında ve çoğu da toplumun habis suçluları olacaklar gibi.
Eğer bu çocuklar için bir organizasyon yapabileceksek bir kurtarma ve yetiştirme çabasına, ortamına girebileceksek ben de varım, maddi, manevi.
Örneğin bu çocukları yetiştirecek, eğitecek, bakacak bir vakıf kurulabilir mi? Düşkünlerin, tutunmayanların, bağımlıların, kumarbaz batakların, hayat kadınlarının, batırılmışların çocuklarını bu vatanın ve bu milletin has fertleri yapmak için.
Ocaklar, bucaklar bu işte size de sorumluk düşer, bilesiniz; karnı tok, sırtı pek, devlet bursu öğrenci tiplerin neye ne kadar ihtiyacı var ki, siz buyrun zora gelin, birlikte, ben de, SOMET' de hazır koşmaya.