



Raporda, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin geldiği nokta ile son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntıların sektörü sürdürülemez hale getirdiği vurgulandı.
Raporda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın duyarlılığı ve sosyal devlet anlayışı sayesinde engelli bireylerin destek gördüğü belirtilerek, 2006 yılına kadar yalnızca 35 bin engelli bireyin özel eğitim hizmetlerinden yararlanabildiği, bugün ise bu sayının 605 bin 786'ya ulaştığı ifade edildi. Sektörde yaklaşık 58 bin personelin istihdam edildiği, sayısı 1 milyona yaklaşan engelli bireyin de rehabilitasyon sürecini tamamlayarak topluma kazandırıldığına dikkat çekildi. Bu yönüyle Türkiye'nin dünyaya örnek bir model ortaya koyduğu belirtildi.
Ancak son yıllarda özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine verilen kamu katkı paylarının, ülkenin ekonomik göstergelerinin çok gerisinde kaldığına dikkat çekilen raporda, hizmet maliyetleri göz önünde bulundurulmadan belirlenen yıllık artışların kurumları ciddi şekilde zorladığı ifade edildi. Özellikle engelli çocukların merkezlere taşınmasını sağlayan servis hizmetlerinin ücretsiz sunulmasının, kurumlara ek bir mali yük getirdiği vurgulandı.
Konuya ilişkin bir açıklama da HACE Derneği adına Necmettin Başkut'tan geldi. Başkut, doğal afetler, pandemi ve Türkiye'nin çevresindeki savaşların ekonomik etkileri nedeniyle akaryakıt, ısınma ve elektrik gibi temel giderlerin gelir artışlarının çok üzerinde yükseldiğini belirterek, hizmetlerin neredeyse sürdürülemez noktaya geldiğini söyledi.
Başkut, 2006 yılında bir öğrenci için ödenen aylık özel eğitim bedelinin bir asgari ücrete denk geldiğini, 2026 yılına gelindiğinde ise bu oranın asgari ücretin neredeyse dörtte birine gerilediğini ifade etti. Daha önce benzer koşullarda olan bakım merkezlerinin ücretlerinin her engelli birey için iki asgari ücrete sabitlenerek çözüme kavuşturulduğunu hatırlatan Başkut, rehabilitasyon merkezleri için de benzer bir düzenleme yapılması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamada, "Kurumlarımızın ayakta kalabilmesi ve hizmetlerin sürdürülebilmesi için, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı bakım merkezlerinde olduğu gibi, sabit bir orana bağlanmış, öngörülebilir bir kriter belirlenmelidir. Aksi halde çok sayıda rehabilitasyon merkezinin kapanması riskiyle karşı karşıya kalınacaktır" denildi.
Başkut ayrıca, olası kapanmaların binlerce özel gereksinimli çocuğun eğitim hakkını tehlikeye atacağını, sektörde çalışan on binlerce personelin işsiz kalabileceğini ve ailelerin büyük mağduriyet yaşayacağını vurguladı. Çözüm önerisi olarak ise, rehabilitasyon hizmet bedellerinin her yıl belirlenen aylık net asgari ücretin en az yarısı oranında sabitlenmesi talep edildi.
Sektör temsilcileri, yapılacak bir ücret iyileştirmesiyle rehabilitasyon merkezlerinin "rahat bir nefes alacağını" ve engelli bireylere sunulan hizmetlerin kesintisiz şekilde sürdürülebileceğini ifade etti.



